Ana içeriğe atla

Mernis adresinin yıkılmış olması - ilanen tebligat

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ 2017/12291 Esas 2020/3564 Karar 17.6.2020 Tarih 1. Davalılardan Türk Vatandaşı olan ve yurt dışında ikamet eden davalı ... adına gerekçeli karar ile temyiz dilekçesinin "tebligat yapılamamıştır" notu ile bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. Adı geçen davalının yurt dışı adresine gerekçeli kararın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun bir biçimde tebliği ile bu noksanlığın yerine getirilmesi, 2. Davalılardan ... ve ...'a gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereği tebligat, ilk olarak şahsa bilinen en son adresinde yapılır, Tebligat Kanunu'nun 21.maddesi gereğince de kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir; bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. MERNİS adresine yapılan tebligatın da iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligatın yapılması gerekir. Hal böyle olunca; davalılardan ... ve ...'a gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi tebliğlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı şekilde, usulsüz yapıldığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu sebeple bahsi geçen davalılara gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi tebligatlarının usulüne uygun olarak 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun bir biçimde bu noksanlığın yerine getirilmesi, 3. Davalılardan ...'e gerekçeli karar doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, temyiz dilekçesinin ise Tebligat Kanunu 28.maddesi kapsamında ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararın doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan gerekçe ile usulsüzdür. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ilanen tebliği edilmiş olması yönünden ise; Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereğince kendisine tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri bulunamayan tebligat muhatabının, adresi meçhul sayılır. İlan yolu ile tebligat, başvurulacak en son yol olduğundan, mahkeme, muhatabın adresini resmi ve özel kurum ve dairelerden veya zabıta aracılığıyla soruşturarak tespit ettirebilir. Ayrıca, ilanen tebliğde, ilan metninin mahkeme ilan tahtasına asılması yoluyla da ilan edilmesi Tebligat Kanunu'nun 29. maddesi gereğidir. Davalı ...'e davacı vekilinin temyiz dilekçesi her ne kadar mernis sisteminde kayıtlı adresinin "yıkılmış" notu ile emniyetin tespit ettiği adrese çıkartılan tebligatın ise "tanınmıyor" notu ile bila tebliğ iade edilmesi üzerine ilanen tebligat yapılmış ise de, bahsi geçen maddeye aykırı olarak yapıldığından, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, davalı adresinin tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden, resmi ve özel müessese ile dairelerden veya zabıta aracılığıyla araştırma yapılarak, araştırma sonucu yeni adres tespit edilirse bu adrese gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğ edilmesi, adresin tespit edilememesi halinde ise yukarıda izah edilen araştırmalar ikmal edildikten sonra ilanen tebligat yapılması, HÜKÜM : Ondan sonra temyiz süreleri de beklenerek temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 17.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...