Ana içeriğe atla

HACİZ İHBARNAMESİ / MEVDUAT HACZİ / TAZMİNAT İSTEMİ / İİK MD 89/1 / GNGKS ve MEVDUAT REHNİ SÖZLEŞMESİ

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki İİK madde 89/1 gereği sorumluluğun yerine getirilmesine dayalı maddi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04/03/2019 günlü kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Davacı vekili; davacı takip alacaklısı tarafından dava dışı takip borçlusuna alınan ihtiyati haciz kararı gereği Yozgat 2. İcra Müdürlüğünün 2017/2202 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde bulunulduğunu, icra takibi ile birlikte, alınan ihtiyati haciz kararı gereğince 09.06.2017 tarihinde dava dışı borçlunun 3. kişilerden olan hak ve alacaklarının tahsili için haciz müzekkeresi yazıldığını, bu kapsamda davalı 3. kişiye de İİK'nun 89/1 maddesi kapsamında haciz ihbarnamesi gönderildiğini, gönderilen haciz ihbarnamesinin davalı bankanın genel merkezine 20.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini ve davalının aynı tarihli yazısı ile haciz ihbarnamesinin bankalarının ... şubesine gönderilmesi gerektiği belirtilerek cevap verildiğini, aynı tarihte ... şubesine gönderilen haciz ihbarnamesinin de, banka çalışanı ...'e 21.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, bankanın 28.06.2017 tarihli cevabi yazısında ise özetle ... şubesinde dava dışı borçlunun hesabına rastlanıldığını, ilgili hesabın 351 no'lu ek hesabında 64,86 TL, 353 no'lu ek hesabında 0,07 TL, 65000 no'lu ek hesabında ise 31.891,33 TL mevcut olduğunu, ilgilinin aynı zamanda banka borçlusu olduğunu ve hesabındaki tutarın 25.695,00 TL'sinin müşteri ile banka arasında imzalanan sözleşme gereğince rehinli olduğunu bildirdiğini, ancak haciz ihbarnamesinin davalıya tebliği tarihinden 1 gün sonra, 22.06.2017 tarihinde dava dışı borçlunun hesabına yüklü bir miktar ödemenin yapıldığı aynı gün de ödemenin hesaptan çekildiği, davalının 21.06.2017 tarihinde öğrendiği haciz işlemine rağmen 22.06.2017 tarihinde yatan paradan davacı takip alacaklısına bahsetmeyerek davacıyı alacağın tahsil imkanı anlamında zarara uğrattığını, dava dışı borçlu şirketin hesaba yatan parayı çekerek kullandığını, davacının ise alacağını tahsil edemediğini belirterek maddi zararının giderilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı vekili; davayı kabul etmediklerini, dava dışı borçlu ile davalı 3.kişi arasındaki temlik sözleşmesi gereği davalının rehin hakkının olduğunu ve bu rehin hakkının 08.12.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığını, davalının sorumluluğunun sadece haciz ihbarının tebliğ alındığı tarihteki hak ve alacaklara yönelik olduğunu, hesap hareketleri incelendiğinde bankanın temlik sözleşmesi kapsamında hareket ettiğinin görüleceğini, kaldı ki davalı tarafından 6.261,29 TL üzerine haciz şerhi işlendiğini, bu nedenle davanın temel dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davacının %15'den az olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın sorumluluğunun haciz yazısının ulaştığı tarih itibariyle belirlenebileceği, haciz yazısının tebliğ tarihinden önce hesapta bulunması ve söz konusu para üzerinde haciz uygulanmaması halinde sorumluluğuna gidilebileceği, haciz yazısının geldiği günden sonraki günlerde hesaba para giriş çıkışı olmasında davalı bankanın sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve özellikle davanın, davacının, dava dışı borçludan olan alacağının tahsili için, davalı bankaya İİK'nun 89/1 maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamesine rağmen, davalının, dava dışı borçluya ödeme yapmak suretiyle, alacağın tahsil imkanını ortadan kaldırdığından bahisle tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından gönderilen haciz ihbarnamesinin davalı bankanın ... şubesine 21.06.2017 tarihinde usule uygun tebliğ edildiği, dava dışı borçlunun hesabına 22.06.2017 tarihinde 675.629,89 TL para yatırıldığı ve aynı gün paranın çekildiği, bu durumda davalı bankanın sorumluluğunun başladığı ancak dava dışı borçluya ait söz konusu hesap üzerinde davalı ile dava dışı borçlu arasında imzalanan Akyurt 1. Noterliği’nin 03.12.2015 tarihli ve 06852 yevmiye numaralı onayını taşıyan temlik sözleşmesine göre, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak alacaklarının bir kısmının bankaya temlik edildiği, yine aynı taraflar arasında 08.12.2015 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi’ne istinaden iki ayrı Mevduat Rehni Sözleşmesi’nin düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davalı banka lehine dava dışı borçlunun hesabında rehin hakkına dayalı öncelikli bir hakkın mevcudiyeti dikkate alınarak davanın reddi gerekeceği, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin yazılı gerekçesi doğru olmamakla birlikte kararın sonuç itibariyle doğru olması gözetildiğinde, verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...