Ana içeriğe atla

Ticaret sicilinden silinen ortaklıktan alacaklı olanların, ortaklığın ihya edilmesini (ek tasfiyesini) istemekte hukuki yararı bulunmaktadır.

T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2004/1698 K. 2004/10818 T. 4.11.2004 • TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN EDİLEN ŞİRKETİN YENİDEN İHYASI ( Şirketin Sorumlu Tutulmasını Gerektirecek Bir Durumun Varlığı Halinde Şirketin Yeniden İhyasının İstenebilmesi ) • TASFİYE İŞLEMLERİNDE USUL ( Tasfiyeden Sonra Şirketin Sorumluluğunu Gerektirecek Bir Durumun Varlığı Halinde Şirketin Yeniden İhyasının İstenebilmesi ) • TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERDİRİLMESİ ( Tasfiye İşlemlerinin Eksiksiz Tamamlanmasının Gerekmesi-Aksi Halde Sicilden Terkin Yapılsa Bile Tüzel Kişiliğin Devam Etmesi ) • TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ ( Şirketin Tasfiyesinden Önce Kazaya Karışan Aracının Verdiği Zarar için Açılan Davada Zarara Uğrayanın Şirketin Yeniden İhyasını İsteyebilmesi ) • HUKUKİ YARAR ( Şirkete Ait Aracın Trafik Kazası Sonucu Verdiği Zarar için Açılan Tazminat Davasında Hukuki Yararı Bulunan Davacının Tasfiye Olmuş Şirketin Yeniden İhyasını İsteyebilmesi ) • ALACAKLARIN YAZDIRILMAMASI ( Tasfiye Halinde Bulunan Şirketten Olan Alacakların İlanlara Rağmen Yazdırılmamasının Alacağın Düşmesini Gerektirmemesi ) • PASİF TARAF SIFATI ( Anonim Ortaklık Terkin veya Tasfiye Edilmiş Olmuş Olsa Bile Şirket Borcundan Dolayı Ortakların Şahsen Dava ve Takip Edilme Olanaklarının Bulunmaması ) • ANONİM ŞİRKETİN BORCUNDAN SORUMLULUK ( Terkin veya Tasfiye Edilmiş Olsa Bile Ortakların Şahsen Dava ve Takip Edilme Olanaklarının Bulunmaması ) 6762/m.445,449 ÖZET : 1- Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamaları alacağın düşmesini gerektirmez. 2- Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan, tasfiye ve terkin edilmiş olsa bile şirket borcundan dolayı ortakların şahsen dava ve takip edilmelerine olanak bulunmadığından ve dahili dava yolu ile açılmış bir davanın tarafları da değiştirilemeyeceğinden, ihyası istenen şirket ortaklarının davalı olarak gösterilmesi doğru değildir. DAVA : Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.06.2003 tarih ve 2002/358-2003/393 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: KARAR : Davacı vekili, müvekkili 1998 yılında uğradığı trafik kazasında kazaya karışan aracın davalı şirkete ait olduğunun belirlendiğini, ancak şirketin kendisini feshederek hukuki varlığının ortadan kaldırıldığını ileri sürerek, şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bir kısım davalılar, davalı olarak gösterilen B Dayanıklı Tüketim Malları ve Gıda San. Tic. A.Ş.nin ticaret sicilinden terkin edildiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Davalı Cemil B vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının şirketin tasfiyesinden sonra alacak iddia etmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, ticaret sicilinden terkin edilen davalı şirket tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Somut olayda;ihyası istenen anonim şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi tarihinden önce şirkete ait aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının zarara uğradığının iddia edilmesine göre, şirketin sorumlu tutulmasını gerektirecek bu durum nedeniyle ticaret sicilindeki terkin kaydının kaldırılması isteminde bulunulabilir. Buna göre, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği ticaret sicilinden terkin edilmiş anonim şirketin yeniden ihyasını istemesinde hukuki yararı mevcut olup, bu davayı açma hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği gözetilerek, mahkemece davacı delilleri toplanarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Ayrıca, anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan, tasfiye ve terkin edilmiş olsa bile şirket borcundan dolayı ortakların şahsen dava ve takip edilmelerine olanak bulunmadığından ve dahili dava yolu ile açılmış bir davanın tarafları da değiştirilemeyeceğinden, ihyası istenen şirket ortaklarının davalı olarak gösterilmesi doğru görülmemiştir. Ancak, bu davalarda husumetin terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğu ile şirketin tasfiye memurlarına karşı yöneltilmesi gerektiğinden, davacıya ticaret sicil memurluğuna ve tasfiye memurlarına karşı dava açması için uygun bir süre verilmesi ve davanın açılması halinde açılan davanın eldeki bu dava ile birleştirilerek yargılamanın yürütülmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davadaki pasif taraf sıfatına ilişkin bu eksiklik de giderilmeden işin esasına girilmesi doğru olmadığından kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...