Ana içeriğe atla

Anonim Şikret şubesinin ayrı tüzel kişiliğinin dolayısıyla taraf ehliyetinin bulunmaması - Davanın ... A.Ş.ye yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/1544 Esas 2018/6693 Karar 19.06.2018 Tarih Davacı; davalı şirketin Rusya Federasyonunda kurulu olup Türkiye'de şubesi olduğunu, davalı şirket ile akdedilen 15.11.2013 keşide, 01.05.2014 başlangıç tarihli ve 9 yıl süreli kira sözleşmesi ile 3 blok ve sosyal alanlardan oluşacak otel konseptinin davacı tarafından yapılması ve davalıya kiraya verilmesinin kararlaştırıldığını, otelin yapımı için yüklü miktarda banka kredisi kullanılmasına ve otelin bitirilmesine ve davalıya yapılan ihtara rağmen davalı tarafından kira bedellerinin ödenmediğini bunun üzerine sözleşmenin feshedildiğini belirterek, sözleşmenin haklı sebeple feshediğinin tespiti ile sözleşmenin 10/b-c maddeleri gereği kararlaştırılan cezai şart sebebiyle fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000.000 TL cezai şartın tahsilini istemiştir. Davalı; davaya konu kira sözleşmesinin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığından geçersiz olduğunu, davacının kiralanan oteli halen teslim etmediğini, kullanılmayan alanlar için kira bedeli talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece kiracının ... A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Şubesi olduğu dava dilekçesinde ise davalı olarak ... A.Ş. 'nin davalı olarak gösterildiği ve duruşmadaki beyanında da Rusya merkezli sözkonusu şirket aleyhine davayı açtıklarını bildirdiği, ... A.Ş.'nin kira sözleşmesinin tarafı olmayıp, ... A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Şubesi'nin kira sözleşmesinin tarafı olduğu ve husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerektiği belirtilerek davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine kararın onanmasına karar verilmesi sonrasında davacı tarafından kararın düzeltilmesi talebi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.12.2016 tarih, 2016/7517 esas 2016/7471 karar sayılı ilamıyla, “...Davada dayanılan 01.05.2014 tarihli ve 9 yıl süreli kira sözleşmesi kiracı olarak ... A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Şubesi yetkilisi imzalamıştır. Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketlerindendir. Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması sebebiyle işlerin tek bir merkezden yönetiminin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ise ayrı bir tüzel kişiliği yoktur. Zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olarak merkeze bağlıdır, şubenin kar ve zararı merkeze aittir; şube aracılığıyla elde edilen hakların, üstlenilen borçların sahibi de, şube değil işletmenin kendisidir. O halde, taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı bulunduğu gerçek veya tüzel kişiye aittir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalı ...Ş. Türkiye Cumhuriyeti Şubesi'nin TTK.nun md.40 f.4 hükmü uyarınca 04.10.2011 tarihinde şube olarak ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ... Türkiye Cumhuriyeti Şubesi'nin ... A.Ş.den ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı; aksine davaya konu kira sözleşmesinin ... A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Şubesi tarafından, bağlı bulunduğu ... A.Ş. adına ve hesabına imzalandığı; bu sebeple söz konusu davanın ... A.Ş.ye yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı...” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin tespitine, alacak talebinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Davalının sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğine dair temyiz itirazlarının incelenmesinde; TBK 117. maddesinde "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmü düzenlenmiştir. Tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde, yanlardan her biri hem alacaklı ve hem de borçlu durumundadır. Bu nitelikteki bir sözleşmede, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, BK. madde 81'e göre, bir yanın kendisine düşen borcu yerine getirmiş olması ya da yerine getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirmiş bulunması gerekir. Böyle bir durumda, edimini yerine getirmiş olan ya da getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildiren yana, alacaklı ve henüz edimini yerine getirmeyen yana da borçlu denir. İşte, tam iki taraflı (karşılıklı) sözleşmelerde borçlunun temerrüdü durumunda, alacaklıya BK.nun 106.maddesi (TBK. 125. md)ile aşağıda yazılı olanaklardan birini seçmek yetkisi tanınmıştır: a-) Edimin (borcun) aynen yerine getirilmesi ve gecikmeden dolayı uğradığı zararın tazminini istemek, b-) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek, uğradığı olumlu (müsbet) zararın tazminini istemek, ya da c-) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek sözleşmeden dönerek (akdi fesh etmek) ve olumsuz (menfi) zarar için tazminat istemek, Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, tam iki yanlı bir sözleşme olduğunda duraksama söz konusu değildir. Önemle vurgulayalım ki, kiraya veren teslime iliskin borç yükümünü zamanında yerine getirmez ise, burada, BK. madde (TBK. 125. madde vd. uygulama alanı bulur. (Bkz. Prof. Dr. Haluk TANDOĞAN, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. I, Yıl: 1974, sh. 354) Türk Borçlar Kanununun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt sebebiyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Olayımıza gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.05.2014 başlangıç tarihli ve 9 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından, ... 14. Noterliğinin 30.09.2014 tarihli ve 22263 yevmiye numaralı ihtarı ile ilk yıl kira bedeli 2.211.202,80 Usd ve 2. Yıl kira bedeli 3.235.179,84 Usd'nin 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği görülmektedir. Çatılı işyeri niteliğindeki kiralananın kira alacağının tahsili için gönderilen davaya dayanak ihtarnamede 30 günlük ödeme süresi verilmediği tespit edilmiş olup bu haliyle davaya dayanak ihtarname tahliyeye yönelik hukuki sonuç doğurmayacağından, kira bedellerinin ödenmemesi bu haliyle haklı fesih olarak kabul edilmeyerek isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki; Kural olarak kiralananın kira sözleşmesinin imzalanması ile kiracıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Ancak, taraflar arsındaki kira sözleşmesinde kiralananın teslimi için bir süre öngörülmüşse kiralananın kiracıya teslim edildiğinin ispat edilmesi ve kiralananın kiracı tarafından teslim alınmaması durumunda da kiracının temerrüte ihtar ile temerrüte düşürülmesi gerekir. Bu nedenle, davacı tarafından, davalı kiracının kiralanan taşınmazları teslim alması için bir ihtar tebliğ edilerek, kiracı temerrüte düşürülmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir. 3-) Davalı vekilinin vekalet ücretine dair temyiz itirazlarına gelince; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesi gereğince konusu para veya para ile değerlendirilebilen davalarda vekalet ücretine nispi olarak hükmolunur ve bu şekilde hükmolunan vekalet ücreti anılan tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu vekalet ücretinden az olamaz. Mahkemece, 1.000.000 TL üzerinden talep edilen alacak isteminin reddine karar verildiğine göre, bu miktar üzerinden kendisini davada vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi doğrultusunda nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. GD : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...