Ana içeriğe atla

Türk Medeni Kanununun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder.

YARGITAY HGK. 18.05.2022 T. E: 2020/(17)4-258 , K: 699 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.08.2007 tarihinde davalı H. Sigorta AŞ’ye kasko poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait çekicinin tamamen sürücünün kusuruyla birden çok araca çarptığını, meydana gelen trafik kazasında aracın hasar gördüğünü fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu ileri sürerek 10.000TL’nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini istemiş, 13.12.2012 tarihli dilekçesi ile istemini 70.000TL’ye ıslah etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı aracın ruhsat kaydında mülkiyet muhafaza kaydının bulunduğunu, lehine mülkiyet muhafaza kaydı bulunan kişinin onayı olmaksızın davanın açılamayacağını belirterek davanın aktif husumet nedeniyle reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2013 tarihli ve 2013/3 E., 2013/110 K. sayılı kararı ile; davacı vekilinin verilen kesin sürelere rağmen dain-i mürtehin sahibi G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davaya muvafakat ettiğine dair hukuken geçerli muvafakatnameyi dosyaya ibraz edemediği gerekçesiyle davanın aktif husumet (taraf sıfatı yokluğu) yönünden reddine karar verilmiştir . Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.02.2016 tarihli ve 2015/12694 E., 2016/1844 K. sayılı kararı ile; “…Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu sigortalı çekici üzerinde G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin rehin hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Mülga 6762 sayılı TTK’nin 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa’nın 1270. maddesi hükmüne göre, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Somut olayda, dain mürtehin sıfatı ve rehin hakkı sahibi olan G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti yetkilisinin davaya muvafakat ettiğine ilişkin 18.10.2012 tarihli yazının Şirket yetkilisinin kimlik tespitinin mevcut olmadığı, Ezine Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/255 muhabere numarasıyla gönderilen dilekçede anılan şirket yetkilisinin kimlik tespitinin bulunmadığından davacı vekilinin verilen kesin sürelere rağmen dain mürtehin G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davaya muvafakat ettiğine dair hukuken geçerli muvafakatnameyi dosyaya ibraz edemediğinden davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacıya kesin mehil verme yerine dain mürtehin G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti’ye borcun ödenip ödenmediği, kalan borç miktarı, açılan davaya koşulsuz muvafakatinin olup olmadığı hususlarında usulüne uygun şekilde müzekkere yazılarak gelecek cevaba göre karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır...” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2016 tarihli ve 2016/649 E., 2016/826 K. sayılı kararı ile; G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin sicilde kayıtlı olan ve dosyaya bildirilen adresinin "Güzeller Mah. Eşler Apt. Bağdat Cad. N:193/19 Gebze " olduğu, başkaca adresinin bulunmadığı, davaya muvafakat edip etmediğinin bildirilmesi için G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti 'ne 13.06.2011 tarihli müzekkeremizin yazıldığı ancak anılan adrese gönderilmesine rağmen PTT tarafından adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, Yargıtay bozma ilamında belirtilen işlemin mahkemece zaten yerine getirilmiş olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacının taraf sıfatı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, dain-i mürtehin G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye borcun ödenip ödenmediği, kalan borç miktarı, açılan davaya koşulsuz muvafakatinin olup olmadığı hususlarında mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesi gerekmektedir. 13. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Menfaat sahibi” başlıklı 1269. maddesinde; “Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acenta, kiracı, komisyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaatli olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri, bu menfaati sigorta ettirebilirler.” düzenlemesine, “Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigorta” başlıklı 1270. maddesinde de; “Bir kimse diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebilir; şu kadar ki; o kimse, nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile salahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olur.Nam ve hesabına sigorta mukavelesi yapılan kimse rizikonun gerçekleşmesinden önce veya sonra icazet verirse sigortadan faydalanır. Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapıldığı, mukavele şartlarından anlaşılmıyan bir sigorta mukavelesi bunu yapmış olan kimsenin nam ve hesabına yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddeler gereğince, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 14. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Sigorta tazminatı üzerinde hak” başlıklı 879. maddesinde ise “Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir. Sigorta tazminatı taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir.” hükmüne yer verilmiştir. 15. Kural olarak tazminat ödemesi sigortalıya yapılır. Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığında, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceğinden poliçede dain-i mürtehin sıfatıyla başka biri gösterilmişse, tazminat artık bu kişiye ödenir. Çünkü, dain-i mürtehin olarak gösterilen bu kişi, sigorta tazminatı açısından öncelikli olarak lehtar konumundadır. Bu husus dava ön şartı olup Kanun’da emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu kurala aykırı olarak ödeme yapan sigortacı ancak sınırlı hak sahiplerinin sonradan yazılı onay vermesiyle sorumluluktan kurtulabilir. Muaccel olan bir sigorta tazminatı, sigortalıya ancak tüm rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir. Rehin hakkı sahibinin bu rızası, şarta bağlı olamayacağı gibi, sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesine açıkça rıza gösterilmesini de kapsamalıdır (Ulaş, I.: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara, 2012 s.169 vd.; Yavaşi, M.: Kara Taşıtları Sigortaları, Ankara, 2019, s. 136 vd). 16. Açıklanan ilkeler bakımından yerel mahkeme ile Özel Daire arasında bir uyuşmazlık bulunmadığından somut olayda rehin hakkı sahibinin tazminatın sigortalıya ödenmesine dair kayıtsız ve şartsız muvafakatinin bulunup bulunmadığı hususu incelenmelidir. Dosya kapsamında dain-i mürtehin sıfatı ve rehin hakkı sahibi olan G. İnşaat Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisinin davaya muvafakat ettiğine ilişkin 18.10.2012 tarihli yazı şirket yetkilisinin kimlik tespitinin mevcut olmadığından bahisle kabul edilmemiş ise de; talimat yoluyla gönderilen imza sirküleri ve sicil kaydı eklenen yazı içeriğinden rehin hakkı sahibinin davaya koşulsuz ve şartsız muvafakat ettiğini bildirdiği görülmüştür. Mahkemece; rehin hakkı sahibinin açılan davaya muvafakat ettiğinin kabulü ile işin esasına geçilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; ikinci yazı ile ekindeki sirküler ve ticaret kaydının muhabere yoluyla mahkemeye gönderildiği gözetilmeksizin kimlik tespitinin mevcut olmadığı gerekçesiyle onayın usulsüz kabul edilmesi ve akabinde dosya kapsamına, oluşa ve usule uygun olmayan biçimde kesin süreler verilmesine rağmen geçerli onay sunulmadığı gerekçesi yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 17. Hâl böyle olunca direnme kararının, yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenler ile bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...