Ana içeriğe atla

Mirasın gerçek reddini isteyen mirasçılar hakkında yapılan ipotek takibinde takibin iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 16.02.2015 T. E:2014/27846, K:2793 Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla mirasçılar hakkında başlatılan ilamlı icra takibinde; şikayetçi borçluların icra emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine yaptıkları başvurularında, F. 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/460 Esas sayılı dosyasında mirasın reddi talebi ile açtıkları davanın halen derdest olduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, mahkemece, takip tarihinde mirasın henüz mirasçılarca reddedilmemiş olması nedeniyle istemin reddine karar verildiği görülmüştür. Borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapıldığına göre; takibin türüne göre borçlular, mirası reddettiklerini bildirerek takibin iptalini icra mahkemesinden isteyebilirler. Somut olayda; murisin takipten önce ölmesi nedeniyle mirasçılar hakkında takibe başlandığı, icra emrinin tebliği üzerine borçluların 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurarak mirasın reddi davasının derdest olması nedeniyle takibin iptalini istedikleri, F. 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılan mirasın reddi talebinin takipten önce 31.12.2013 tarihinde olduğu, borçluların icra mahkemesine başvuru tarihi olan 29.01.2014 tarihinden sonra icra mahkemesinin incelemesi devam ederken 06.02.2014'te ise sonuçlandığı anlaşılmıştır. O halde, borçlu mirasçıların, takip tarihinden önce 3 aylık yasal süre içerisinde muris A. Özkurt'un mirasını ret talebinde bulundukları ve ilgili mahkemece icra mahkemesince yapılan inceleme devam ederken mirasın reddi talebinin kabulüne dair karar verildiği anlaşıldığına göre, mahkemece takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ :Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...