Ana içeriğe atla

her dava ve şikayetin davanın açıldığı andaki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği - ilama aykırı takip

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 23.03.2023 T. E: 2022/8810, K: 1972 I. DAVA Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklılar tarafından ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli, 2006/473 E. - 2019/437 K. sayılı ilamı ile hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacağına dayalı olarak başlatılan ilamlı takipte, dayanak ilamın hüküm fıkrasında “198.178,85 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen Teiaş ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Birleşen ve hasım gösterilen dosyalar bakımından 101.821 TLye kadar) Afad (Hasım gösterildiği dosyalar bakımından 126.821 TLye kadar) alınmasına” karar verildiğini, ancak hükmedilen miktarın tamamının sadece TEİAŞ ve kendilerinden talep edildiğini, kararda açıkça borçluların sorumlu oldukları tutarlar gösterilmesine rağmen icra emrinde borçluların sorumlu oldukları tutarların ayrı ayrı gösterilmediğini, karardaki yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin ödenmesine ilişkin hükümlerin de dikkate alınmadığını, icra emrinin ilama aykırı olduğunu, faiz tutarlarının da hatalı olduğunu ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklılar vekili duruşmada davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklılar tarafından şikayetçi borçlu aleyhine ilama dayalı olarak takip başlatıldığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli ve yeterli olduğu gerekçesi ile şikayetin kısmen kabul kısmen reddi ile, şikayetçi borçlu yönünden icra emrinin takip tarihi itibari ile toplam işlemiş faiz alacağının 286.746,53 TL olarak düzeltilmesine, ilama aykırı olarak fazladan talep edilen 5.871,00 TL ile 5.710,00 TL vekalet ücreti alacakları ile 1.261,00 TL yargılama gideri alacağının takipten kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; takibe dayanak ilamın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2021 tarihli, 2020/11090 E. 2021/1841 K. sayılı ilamı ile kendileri yönünden "yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozulduğunu, mahkemece bozmaya uyularak usulden ret kararı verilmek suretiyle dayanak ilamın ortadan kaldırıldığını, bu nedenle icra emrinin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe dayanak ilamının, şikayetçi borçlu tarafından huzurdaki şikayetin yapıldığı tarihten sonra Yargıtay 3. Hukuk Dairesince bozulduğu, ancak her dava ve şikayetin davanın açıldığı andaki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, itiraz ve şikayet tarihinden sonra borcun ödenmiş olması, itiraz ve şikayetten açıkça vazgeçilmediği sürece, icra mahkemesinin başvurunun esasını incelemesine engel teşkil etmeyeceği, mahkemece ilama aykırı olarak fazladan talep edildiği iddia edilen alacak ve feri'lere ilişkin şikayetin esası incelenerek denetime ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporuna göre icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; takibe dayanak ilamın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2021 tarihli, 2020/11090 E. 2021/1841 K. sayılı ilamı ile kendileri yönünden "yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozulduğunu, ilgili mahkemesince de bozmaya uyularak usulden ret kararı verilmek suretiyle dayanak ilamın ortadan kaldırıldığını, bu nedenle icra emrinin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra emrinin ilama aykırı olarak düzenlendiği şikayetine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair yasal mevzuat 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, temyiz dilekçesi içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...