Ana içeriğe atla

İhalenin feshi - şase motor no

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ 2016/14772 Esas 2016/16810 Karar 14.6.2016 Alıcı icra mahkemesine yaptığı başvuruda;... plaka sayılı aracı 01.10.2015 tarihli artırmada satın aldığını, adına tescil ettirmeye gittiğinde aracın ... plaka sayılı araç olmadığını, araç üzerindeki şasi ve motor numarasının başka bir araca ait olduğunu, bu hususun araç muayene istasyonu raporuyla sabit olduğunu ve öğrendiğini, tescil işlemlerini tamamlayamadığını ileri sürerek ihalenin feshini istediği, mahkemece ihaleye konu aracın şasi ve motor numarasının farklı bir plakaya ait çıkması sebebiyle tescil işlemi yapılamadığı gerekçesiyle ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmıştır. Satış dosyası içinde, şikayetçi alıcıya 01.10.2015 tarihinde ihale edilen ...plaka sayılı araca ait araç takyidat bilgisi incelendiğinde; motor numarasının "...", şasi numarasının "..." şeklinde belirtildiği, 19.10.2015 tarihinde aracın alıcıya teslim edildiği, şikayet dilekçesine ekinde sunulan 08.12.2015 tarihli araç tespit raporunda ise araç üzerinde tespit edilen şasi numarası "..." ile tespit edilen "..." motor numarasının, aracın tescil belgesinden farklı olduğunun belirtildiği görülmektedir. İİK'nun 134/2. maddesi gereğince, ihaleden itibaren 7 gün içinde ihalenin feshi istenebilir. Aynı Kanun'un 7. fıkrasında ise; "Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda şikayetçi alıcının, araç üzerinde tespit edilen motor ve şasi numarasının ihale edilen araca ait olmadığı yönündeki esaslı hataya dair bu durumu; şikayet dilekçesindeki beyanı, şikayet dilekçesine ekli araç trafik tescil müracaat ve işlem formu ve araç tespit raporuna göre en geç, 08.12.2015 tarihinde öğrendiği kabul edilerek, ihalenin feshine dair şikayet süresinin bu tarihten itibaren başlatılması gerekir. Şikayetçi tarafından ise, anılan tarihe göre yasal 7 günlük süre geçirildikten sonra 04.01.2016 tarihinde icra mahkemesine başvurulduğu görülmektedir. O halde, mahkemece ihalenin feshi isteminin süre aşımı sebebiyle reddi yerine, işin esasının incelenmesi suretiyle kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. HÜKÜM: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...