Ana içeriğe atla

Konkordato projesi kapsamında asıl borçludan tahsilat yapılmasa bile, üçüncü kişilerin verdiği çeklerin paraya çevrilerek tahsilat yapılması halinde konkordatonun kısmen feshi koşulları oluşmaz.

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ 29.12.2022 T. E: 4851, K: 6174 Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davalı şirket hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararının kesinleştiğini, tasdik kararından sonra müvekkili bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, konkordato tasdik kararının davacı banka yönünden feshini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava tarihine kadar davacı bankaya ödenmesi gereken tutarın toplam 141.433,64 TL olduğunu, davacı bankanın, ödendiğinde kredi borçlarından düşülmek üzere kendisine verilen müşteri çeklerini takibe koyduğunu, bu takipler neticesinde toplam 892.598,27 TL tahsilat yaptığını, davacının, dava tarihi itibariyle konkordato projesi kapsamında alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davalı borçlu şirketin, davacı bankaya kredi borçlarından mahsup edilmek üzere verdiği çeklerin banka tarafından tahsil edildiği, bu durumda, bankanın, dava tarihi itibariyle, konkordato projesi kapsamında muaccel hale gelen ödenmemiş taksit alacağı bulunmadığı, konkordatonun kısmen feshi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 22.09.2022 tarih ve 998 E., 1038 K. sayılı kararıyla, konkordato projesinin tasdikiyle borçlunun borcunu belirli bir disiplin içerisinde ödemesinin amaçlandığı, konkordato tasdik projesi kapsamında olmayan çekişmeli borçların icra yoluyla tahsilinin konkordato projesi kapsamında yapılması gereken ödemelerin yerine geçmeyeceği, zira çeklerin davalının açtığı konkordato davasından önce verildiği, bu ödemelerin tasdik edilen projede belirtilen borç için yapıldığının davacı tarafından kabul edilmediği, konkordato projesinin tasdikinden sonra davalı borçlunun 30/12/2020 tarihinde sadece bir ödeme yaptığı, diğer ödemeleri yapmadığı bu suretle konkordatonun kısmen feshi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, istinaf başvrusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile konkordato tasdik kararının davacı banka yönünden feshine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, konkordatonun kısmen feshi istemine ilişkindir. İİK’nın 308/e maddesi hükmü uyarınca, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Davalı borçlu şirket hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararında, konkordatoya tabi borçların 30.12.2020 tarihinden başlamak üzere ödenmesine, dosyaya sunulan ödeme takviminin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. Konkortato projesine göre davacı bankaya yapılacak ödemeler; 2020 yılı Aralık ayında 23.572,27 TL, 2021 yılı Mart ayında, 23.572,27 TL, Haziran ayında 23.572,27 TL, Eylül ayında 35.358,41 TL, Aralık ayında 35.358,41 TL olmak üzere, dava tarihi itibariyle toplam ödenmesi gereken tutar 141.433,64 TL’dir. Davalı borçlu şirket bu taksitlerden 2020 yılı Aralık ayı ödemesi olan 23.572,27 TL’yi ödemiştir. Bunun dışındaki taksitleri ödememiştir. Ancak, davacı banka bu ödeme dışında, borçlu şirketin, tahsilinde kredi borçlarından mahsup edilmek üzere verdiği müşteri çeklerini icra takibine koymuş, dosyada alınan kayyım raporuna göre, davacı banka bu takipler neticesinde dava tarihi itibariyle 869.026,00 TL tahsilat yapmıştır. Sonuç olarak, davacı banka, konkordato projesine göre, dava tarihi itibariyle, alacağına karşılık toplam 892.598,27 TL tahsilat elde etmiştir. Borçlu şirket tarafından, bankaya verilen müşteri çekleri, konkordato kapsamındaki kredi borçlarının teminatı olmak üzere, konkordato tasdik davasından ve geçici mühlet kararından önce bankaya teslim edilmiş olan çeklerdir. Bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf dairesinin, bu çeklerin konkordato tasdik projesi kapsamında olmayan çekişmeli alacaklara ilişkin olduğuna dair gerekçesi isabetsiz olmuştur. Her ne kadar, konkordato projesindeki ödeme planına uyulmamış ise de az yukarıda açıklandığı üzere, davacı bankanın, aynı alacak için dava tarihi itibariyle konkordato projesine göre yapacağı tahsilat 141.433,64 TL iken, bu alacağın teminatı olarak verilen müşteri çeklerini takibe koymak suretiyle yaptığı tahsilat toplamı 892.598,27 TL olmuştur. Söz konusu tahsilatın konkordato projesi kapsamında yapılmış ödeme sayılmamasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldıki İİK 303. maddesi kapsamında 3. Kişiden alacağını tahsil edebilme hakkına sahip davacının henüz tasfiye süreci tamamlanmadan eldeki davayı açması M.K. 2. maddesine de aykırıdır. İlk derece mahkemesince, bu husus gözetilerek, davacı banka yönünden konkordatonun feshi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi yerinde iken istinaf dairesince, açıklanan bu nedenlerle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...