Ana içeriğe atla

İtirazın iptali davasının reddedilmesi halinde ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz hale gelir - itirazın iptali davası hakkında verilen kararın kesinleşmesine gerek yoktur

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2010/27618 K. 2010/28165 T. 30.11.2010 İİK.nun 264.maddesinin dördüncü fıkrasına göre alacaklının açtığı davada haksız çıkılması halinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Somut olayda, İzmir 4.Ticaret Mahkemesi'nin 24.3.2009 tarih ve 2009/826 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararı alan alacaklı vekili, 25.3.2009 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmış ve şikayetçi borçluların taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyaten haciz koydurmuştur. Şikayetçi borçluların takip konusu borca icra dairesinde yaptıkları itirazın iptali için 7 günlük süre içinde alacaklı tarafça açılan itirazın iptali davasını İzmir 2.Ticaret Mahkemesi 15.7.2010 tarih ve 2009/269 E. – 2010/393 K.sayılı karar ile red etmiştir. İİK.nun yukarda belirtilen maddesinde yazılı olan alacaklının davasında haksız çıkması şartı gerçekleştiğinden, ihtiyati hacizler kendiliğinden hükümsüz kalmıştır. Bunun için itirazın iptali davasının reddi kararının kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Öte yandan şikayetçi 26.3.2009 tarihli İzmir 4.Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararının Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 10.6.2009 tarihli kararı ile bozulduğu, bozma sonrasında verilen 17.6.2010 tarihli kararda borçluların hak ve alacaklarını taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine, haciz miktarı üzerinden haciz isteyen alacaklı tarafça %10 teminatın mahkeme veznesine depo edilmesine karar verildiği, bu teminatın ise, İzmir 4.Ticaret Mahkemesi'nin 16.8.2010 tarihli yazısına göre yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre teminat yatmadığı için ortada geçerli bir ihtiyati haciz kararı kalmamış olup, geçersiz ihtiyati haciz kararına dayalı ihtiyati hacizlerde hükümsüz hale gelmiştir. Mahkemece yukarda yazılan sebeplerle İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 9.8.2010 tarihli kararının iptali ile borçlulara ait mal ve haklar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. HÜKÜM : Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30/11/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...