Ana içeriğe atla

Hayat Sigortası 2 - İtirazın İptali Davası

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E.2016/1796 K. 2018/8945 T. 3.10.2018 Davacı, banka ile davalıların murisi ...arasında imzalanan tüketici kredisi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, Hamdi Düzgün'ün vefatı ile ödenmeyen kredi borcu için mirasçılar hakkında ...İcra Müdürlüğü'nün 2013/9821 Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, mirasçıların icra takibine haksız yere itirazda bulunduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalılar; murisin kredi kullandığını daha sonra öğrendiklerini, bankanın kredi verirken ... A.Ş.'ye sigorta yaptırdığını, ödenmeyen kredi borcunun sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerekirken haklarında icra takibi yapılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, poliçe teminatı kapsamı dışında kalan bireysel kredi sözleşmesinde kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle muaccel olan banka alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Sigortacılık Sektörü için yayınladığı 2012/5 Sayılı Sektör Duyurusunun 4.maddesindeki "Kredi Kuruluşları Aracılığıyla Yapılan Sigorta İşlemlerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" da sigorta şirketlerinin kredi kuruluşları aracılığı ile yapılan sigorta işlemlerinde tüketicinin mağdur edilmesini önleyici tedbirlerin alınması gerektiği, 5. Maddesinde "bilgilendirme" sürecinde kredi kuruluşunun ve sigorta şirketlerinin müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğu hükmüne göre, bilgilendirme yapılmaması sebebiyle davacının ve dava dışı sigorta şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, dolayısıyla dava dışı sigorta şirketinin haksız olarak ödemediği hayat sigorta teminatları sebebiyle davacı bankanın davalılardan talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı banka ile bankadan kredi kullanan muris ... arasında hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, 1.6.2012 tarihli hayat sigortası soru formunda murisin herhangi bir hastalığının olmadığını, kalp kanser tedavisi görmediğini belirttiği, yine poliçe tanziminden sonra sigortalının kronik akciğer hastalığı, kalp ve solunum yetmezliği sebebiyle öldüğü anlaşılmaktadır. ... A.Ş.'nin davacı bankaya göndermiş olduğu 4.12.2012 tarihli yazıda; muris Hamdi Düzgün'ün hasta kayıtlarının incelenmesinde 16.8.2007 tarihinde KKY tanısı ile tedavi gördüğü, bu bilgilerden 8.8.2012 tarihinde vefat eden murisin rahatsızlığının sigortadan önce teşhis edilerek tedavisine başlandığının anlaşıldığı, hayat sigortaları genel şartlarının C.2.2 maddesi uyarınca sözleşmeden cayılmış olup herhangi bir ödeme yapılamayacağı bildirilmiştir. Dosya kapsamında bulunan 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda, murisin kredi sözleşmesinin düzenlendiği sırada hayat sigortalarının yapılmasından önce bronş ve akciğer kanseri, koah ve bunlara bağlı gelişen solunum yetmezliği ile kalp yetmezliği rahatsızlıkları sebebiyle vefatından 5 yıl öncesine kadar tedavi gördüğü, vefatı ile hastalıkları arasında illiyet bağının olduğu belirtilmiştir. Muris ile davalı arasında düzenlenen poliçede sigorta öncesinden gelen hastalığına bağlı vefatın teminat dışı olduğu, poliçe tanziminden önce davalıların murisinin bronş ve akciğer kanseri, koah ve bunlara bağlı gelişen solunum yetmezliği ile kalp yetmezliği rahatsızlıklarının mevcut olduğu uyuşmazlık konusu değildir. O halde, davalıların murisinin önceki rahatsızlığını poliçenin düzenlendiği tarihte gizlediği ve davalı sigorta şirketine bildirmediği anlaşılmaktadır TTK'nın, sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme ( ihbar ) yükümlülüğünü düzenleyen 1435 maddesi, her ne kadar mal sigortalarına dair bulunmakta ise de, Dairemizce hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Gerek TTK'nın 1435 maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu halde, sigortalının beyan edilemeyen hastalığa bağlı olarak vefat etmesi halinde sigortacının tazminat borcunu ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK'nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...