Ana içeriğe atla

Müteselsil kefalet/kefil - ticari kredi - genel işlem koşulu/şartları

Yargıtay 11. HD 2020/2533E. 2020/4433K. 26.10.2020T. Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı SAS Sosyal Hizmetlet Bilgi İşlem Gıda İn. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesine istinaden anılan şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, 788.42,00 TL nakdi kredi ve 326.000,00 TL gayri nakdi kredinin depo edilmesi talebine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını,davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, takibe konu alacağın teminat mektuplarının sorumluluk bedellerinden ibaret olduğunu, bir kısım kamu ihaleleri için alınan teminat mektuplarının ilgili yere verilmesi sebebiyle ve teminat mektuplarının da sürelerinin de dolmadığı nazara alındığında alacağın muaccel olmadığını, riskin gerçekleşmediğini, süresi dolduğunda teminat mektuplarının bankaya iade edileceğini, davacı banka tarafından tek taraflı hazırlanan tip sözleşmenin genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, eş rızasının bulunmaması sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, temerrüt oluşmadan faiz istenemeyeceğini, talep edilen faiz oranın yüksek olduğunu, alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe itiraz eden davalı kefillerin aynı zamanda şirket ortakları olmaları sebebiyle eş rızasının aranmayacağı, kefalet akdinin geçerli olduğu, davalıların kefaletinin aynı zamanda başkasının fiilini taahhüt içerdiği, davacı bankanın teminat mektuplarını iade isteme yahut bedelinin blokesi yolundaki taleplerinin haklı olduğu, davalıların teminat mektuplarını iade etmedikleri müddetçe bedelini davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo etmekle yükümlü oldukları, ayrıca teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon alacaklarının artık nakdi alacağa dönüştüğü, bu bedelin de asıl borçlu ile birlikte kefillerden talep edilmesinin mümkün olduğu, davalıların teminat mektuplarını iade etmek kaydıyla hesaba bloke edilecek bedelleri geri alma hakkına sahip olduğu, gayri nakdi alacaklar yönünden icra inkar tazminatı hükmedilmesi uygun görülmediğinden sadece likit olan nakdi alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmolunması gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, takip ve dava konusu olan kredi ticari nitelikte bulunduğundan uygulanan faiz oranlarında mevzuata aykırılık bulunmadığı, dava konusu kefalet sözleşmesinde şirket yetkili ve ortaklarının imzalarının bulunduğu, sözleşmenin usulüne uygun düzenlendiği, yine anılan sözleşmenin ticari nitelikte bulunduğundan ve davalılar şirket ortağı olup tacir olduklarından kefalette eş rızası aranmayacağı, hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmolunmasında da yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıların bu hususlara yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, ancak kredi sözleşmesinin kefilleri yönünden gayri nakdi tutarların talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünden düzenleme bulunması gerektiği, somut olayda davalıların genel kredi sözleşmesinden ayrı düzenlenmiş kefalet sözleşmesi ile müşterek-müteselsil kefil oldukları, dava konusu sözleşmede kefillerin gayri nakdi kredi yönünden depo ile sorumlu tutulabileceği yönünde açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin depo yönünden kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. HÜKÜM: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 2,34 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 26.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...