Ana içeriğe atla

Tasarrufun iptali - haciz ve satış yetkisi - taşınmaz üzerine haciz konulmadan taşınmaz 3. kişiye devredilirse tasarrufun iptali kararının 3. kişiyi bağlamayacağı

12. HD. 22.10.2015 T. E:19562, K: 25559 Mahkeme kararının onanmasını mutazammın 28/04/2015 tarih, 2015/469 Esas - 2015/11465 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi D. A.'nın, kayden maliki olduğu taşınmaz üzerine 25.03.2014 tarihinde konulan haczin kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece kesinleşen tasarrufun iptali ilamına dayalı olarak yapılan işlemde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK'nun 277 ve müteakip maddelerine göre alınmış tasarrufun iptaline ilişkin kararın amacı, yalnızca borçlunun tasarrufuna konu ettiği maldan alacaklının alacağını tahsil olanağını sağlamaktan ibaret olup, konusu ayni değil, sırf şahsi hakka ilişkindir. Tasarrufun iptali davası, hukuki yönüyle ayni dava olmayıp, şahsi dava niteliğindedir. Bu dava ve dava sonucunda verilecek mahkeme kararı, borçlunun hukuki işlemlerini yok edici nitelikte bir hukuki sonuç yaratmaz ve iktisap edenin borçludan kazandığı iktisaba etkisi yoktur. Bir başka anlatımla bu nitelikteki dava sonunda taşınır yada taşınmaz mülkiyeti el değiştirmiş olmaz. Takip borçlusu ile şikayet eden üçüncü kişi arasındaki satış işleminin hükümsüzlüğü nedeniyle taşınmaz üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek ve yer olmadan; takip alacaklısının, alacağını tahsil edebilmesini sağlayacak şekilde üçüncü kişi (tasarrufun iptali davasının davalısı) adına kayıtlı bulunan taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi vardır. İİK'nun 282/3. maddesi uyarınca, iptal davası iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmez. Yani lehine tasarruf yapılan üçüncü kişi, iptale tabi bu tasarruf ile iktisap ettiği malı veya hakkı iyiniyetli (tasarrufun iptale tabi olduğunu bilmeyen) bir kişiye devretmiş ise, iyiniyetli bu kişi aleyhine iptal davası açılamaz; açılırsa, reddedilir. Bu halde alacaklı iptal davasına, üçüncü kişiye karşı bedel (tazminat) davası (m. 283/2) olarak devam edilmesini isteyebilir. Mal veya hakkı borçludan satın alan kişiler yönünden tasarrufun iptal edilebilmesi için bu kişilerin kötüniyetli olduklarının ispat edilmesi gerekir (Prof Dr. B. Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı sahife 1425. 2. baskı 2013). Somut olayda, şikayete konu 153 Ada 18 Parselde kayıtlı 2 no'lu bağımsız bölümün E. K.'a 31.10.2011 tarihinde satış suretiyle temlik edilmesi üzerine takip alacaklısı R. E.'nin (karar tarihi itibarı anılan parsel hakkında takip borçlusu A. G. ve E. K.'a karşı tasarrufun iptali davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31.12.2013 tarih ve 2011/706 E.-2013/359 K. sayılı ilamı ile ''...153 Ada 18 Parsel sayılı taşınmazda zemin kat 45/231 arsa paylı 2 no'lu bağımsız bölüm nolu dükkanın davalı E. K.'a satışına ilişkin tasarrufun takip konusu alacak ve ferileri miktarı ile sınırlı olmak üzere iptaline ...'' karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, tasarrufun iptali davasının devamı sırasında taşınmazın 11.01.2013 tarihinde A. B.'a, 25.04.2013 tarihinde şikayetçi D. A.'ya satılarak devredildiği, tasarrufun iptaline karar verilmesinden sonra da; 29.01.2014 tarihinde O. Tekstil Ltd. Şti'ne ve nihayet 05.03.2014 tarihinde de yeniden şikayetçi D. A.'ya satış sureti ile temlik edildiği tapu kayıtlarından anlaşılmakla; haciz konulan 25.03.2014 tarihi itibarı ile tasarrufun iptali davasının davalısı olan E. K. adına kayıtlı olmadığı görülmektedir. Şikayetçi D. A.'nın yukarıda değinilen tasarrufun iptali davasında taraf konumunda olmadığı ve anılan davada, adı geçen üçüncü kişi hakkında verilmiş herhangi bir karar bulunmadığı sabittir. Bu durumda, tasarrufun iptaline ilişkin alınan ilamın tarafı olmayan üçüncü kişi D. A. yönünden sonuç doğurmayacağı ve geçerli olmayacağı açıktır. Kaldı ki; tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşen ve İİK'nun 281/2. maddesi uyarınca verilmiş bir ihtiyati haciz kararı bulunmadığı gibi bu doğrultuda şikayetçinin iktisabından önce konulmuş bir ihtiyati haciz veya haciz de bulunamaktadır. Şikayetçi, taşınmazı, tasarrufun iptali kararına istinaden konulan hacizle yükümlü olarak devralmadığına göre, şikayetçiye karşı hüküm ifade etmeyen tasarrufun iptali kararına istinaden kayden maliki olduğu taşınmaza adı geçenin iktisap tarihinden sonra haciz işlemi uygulanması mümkün değildir. HGK'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlunun adına kayıtlı olması zorunludur. Bu haliyle, şikayetçi D. A. icra takibinde borçlu sıfatı bulunmadığına ve haciz tarihi olan 25.03.2014 tarihinde taşınmazların maliki olup tasarrufun iptali işleminde de taraf sıfatı olmadığından şikayetçi üçüncü kişiye ait taşınmazlar üzerine haciz konulması usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile şikayetçi adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28/04/2015 tarih, 2015/469 E., 2015/11465 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...