Ana içeriğe atla

İstinafa konu kısa karar HMK Md. 297/2 hükmüne uygun ise, İİK Md. 363/2 uyarınca verilen kararın istinaf süresi tefhimden itibaren başlar. (İcra Hukuk Mahkemesi kararı)

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ E. 2017/396 K. 2017/391 T. 16.3.2017

Davacı/3.kişi tarafından 06.04.2015 tarihinde işyerinde yapılan hacizde haczedilen malların kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar nedeniyle davacı/3.kişi ve davalı/alacaklı vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır.

Tüm dosya kapsamı ve istinaf sebepleriyle bağlı olarak yapılan incelemede; mahkemenin vermiş olduğu karar istinaf talep edenlerin yüzlerine karşı verilmiş, ancak kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük süre içerisinde istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiş ise de, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince istinaf süresinin tefhim veya tebliğden itibaren 10 günlük süreye tabi olduğu, bu sürenin mahkemece arttırılıp eksiltilemeyeceği, HMK'nın 297/2.maddesine göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi durum, tereddüt ve ihtilaflar yaratır. İstinafa konu dosyada tefhim edilen kısa kararda yargılama giderleri dahil olmak üzere hüküm kurulduğu, kısa karar ve gerekçeli karardaki hüküm fıkrasının aynı olduğu, bu haliyle kısa kararın HMK'nın 297/2.maddesine uygun hüküm niteliğinde görüldüğü, buna göre, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince temyiz süresinin duruşmada hazır olanlar için tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, istinaf talep edenlerin her ikisinin de duruşmada hazır olduğu, kararın kendilerine tefhim edildiği, kısa kararın HMK'nın 297/2.maddesi hükmüne uygun hüküm niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece istinaf başvuru süresinin tebliğden itibaren başlayacağına dair kararının sonuca etkili görülmediği, İİK'nın 363/1.maddesi gereğince kararın tefhim edildiği tarih olan 01/11/2016 tarihinde istinaf süresinin başladığı, istinaf talep tarihleri olan davacı yönünden 23/11/2016, katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran davalı V. yönünden 17/01/2017 tarihi dikkate alındığında kanunda belirtilen 10 günlük istinaf süresinin geçmiş olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusu süresinde olmadığından, tarafların istinaf taleplerinin süre aşımından reddine karar vermek gerekmişir.
SONUÇ : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/417 Esas - 2016/933 Karar sayılı 01/11/2016 tarihli kararına ilişkin davacı/3.kişi ve davalı/alacaklının İSTİNAF BAŞVURULARININ SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,
2-Davacı/3.kişiden alınması gerekli olan 31,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 29,20-TL'nin mahsubuna, 2,20-TL bakiye harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı/3.kişi ve davalı/alacaklı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı/alacaklı yönünden istinaf harçları peşin olarak alındığından ve yeterli görüldüğünden, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda İİK'nın 363/1. ve 365/1-son maddesi gereğince KESİN olarak, 16.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...