Ana içeriğe atla

İcra müdürünün satış ve avans yatırma talebini kabul etmiş olmasına rağmen avans tutarını belirlememesi ve avansı tahsil etmemiş olmasının sorumluluğu ve bundan doğacak sonuçlara katlanma yükü, taraflara yüklenemez. - eksik tutarların tamamlanması hususunda tarafa muhtıra tebliği gerekir.

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/2515

K. 2012/4453

T. 28.6.2012


KARAR : Şikayetçi vekili borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasındaki haczin düştüğünden bahisle kendilerine yer verilmediğini, oysa haczin ayakta olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Şikayet olunanlar vekilleri, şikayetin reddi gerektiğini savunmuşlardır.
İcra Mahkemesi'nce iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin süresi içinde satış talebinde bulunduğu ancak masraf avansı yatırmadığı, bu sebeple haczinin düştüğü ve sıra cetvelinin yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Şikayetçi süresi içinde satış istemiş ve avans yatırma talebini tutanağa geçirtmiş, icra müdürü ise talebin kabulüne karar vermiştir. İcra müdürlüğü devletin, yasayla belirlenmiş ölçüde cebir kullanmaya yetkilendirilmiş organı olup, kişilerin hak aramak için başvurdukları anayasal bir kurumdur. İcra müdürünün satış ve avans yatırma talebini kabul etmiş olmasına rağmen avans tutarını belirlememesi ve avansı tahsil etmemiş olmasının sorumluluğu ve bundan doğacak sonuçlara katlanma yükü, taraflara yüklenemez. Kaldı ki, bu şekilde yetkilendirilmiş bir organın net ya da gerçeğe yakın biçimde belirleyebileceği bir avans miktarını bildirerek ilgili taraftan istemesi ve duruma göre eksik tutarların tamamlanması hususunda tarafa muhtıra tebliği gerekirken, bu tutarın belirlenmesi görev ve sorumluluğunun taraflara yüklenmesi de yasaya ve icra hukuku uygulamasına aykırıdır. Hal böyle olunca, şikayetçinin satış talebinin geçerli sayılması suretiyle bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeple şikayetçi vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakiye borç muhtırasına itiraz - İİK md 33/2 uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu

YARGITAY 8. HD. 10.01.2018 T. E: 2015/15797, K: 177 Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Borçlu vekili, Tekirdağ 1. İcra Dairesi’nin 2009/5875 Esas sayılı dosyasında 17/06/2014 tarihinde tarafına gönderilen muhtıranın adreste bulunamama nedeniyle tarafına ulaşmadığını, ödeme emrinde 142.420.59 TL ödenmeyen nafakanın bulunduğunun bildirildiğini, ancak kendisinin böyle bir borcu bulunmadığını belirterek takibin durdurularak borcun yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yapılan ödemelerin nafaka amaçlı olmadığını iddia ve ispat etmediği gerekçesi ile borçlunun takipten sonra yapmış olduğu ödemeler de hesaba katılmış, takibe dayanak ilamın gerekçe kısmında her üç nafaka alacaklısı için eşit nafaka taktir edildiği, daha doğrusu bu yöndeki protokolün tasdik ...

Eğer geriye avans kalmamışsa ya da geri kalan avans satış giderlerini karşılamayacak tutarda ise İcra müdürünün bu eksikliği her zaman tamamlatması mümkündür. Haciz düşmeyecektir.

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2008/4598 K. 2008/5941 T. 29.5.2008 KARAR : Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa yasal süre içinde usulüne uygun biçimde satış istemeleri nedeniyle hacizlerinin düşmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İcra mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davacı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 26.08.2004 günü haciz konulduğu, iki yıllık satış isteme süresinin 26.08.2006 tarihinde dolduğu, bu tarihe kadar taşınmazın kıymet takdiri yaptırıldıktan sonra eksik avansın alacaklı yan tarafından yatırılması ve yeniden açıkça satış talebinde bulunulması gerekirken, bu gereklerin yerine getirilmediği, haczin düşmesinden sonra eksik avansın tamamlanması talebinin yasaya uygun bulunmadığı ve sıra cetveline itiraz davasından sonra yapılan şikayetin sonucu değiştirm...

Tahsil Harcına İlişkin Şikayetin kamu düzenine ilişkin olduğu (İİK Md. 16/1 uyarınca 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olmayacağı) - Tahsil harcının bankaya ödenecek tutar içinden alınamayacağı

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 26.12.2012 T. 2012/12-558 ESAS, 1359 KARAR Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 18.12.2009 gün ve 2009/4181 E., 2009/3265 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 10.06.2010 gün ve 2010/7037 E., 2010/14548 K. sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekilinin tahsil harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında,...